Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Son yıllarda ülkemizde çok sık konuşulan bir konu. Televizyonlarda tartışılıyor, öğretmenler ya da aileler, yaşıtlarından daha hareketli pek çok çocuğu ‘hiperaktif’ ilan ediyor. Bazen, çocuk tarafından sergilenen yaramazlık, söz dinlememe gibi bazı davranış problemleri, öğretmeninin ya da anne-babanın koyduğu hiperaktivite yakıştırmasıyla, görmezden geliniyor ya da gerektiğinden daha az önemseniyor. Bazen de, bir uzman yardımı ve tedavi gerektiren, ciddi bir bozukluğun bir belirtisi olarak ortaya çıkan dürtüsel davranışlar sergileyen bir çocuk, ‘yaramaz’ olarak etiketlenip, tedaviye hiç faydası dokunmayacak yöntemlerle cezalandırılabiliyor. Her iki örnekte de durumun fazla hafife alındığı söylenebilir.

DEHB, çocuğun odaklanma ve dürtüsel davranışlarını kontrol etme kabiliyetini engelleyen, ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde başka psikiyatrik sorunların eklenmesine zemin hazırlayan bir bozukluktur. Bu bozukluğun teşhisi, çocuk psikiyatristleri ve psikologlar tarafından, ayrıntılı bir değerlendirme sonucunda konur. Anne-babalar ve öğretmenler konu hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar. Kafalarında bazı soru işaretleri yaratan kriterleri ayırt edebilmeli, uygun bir uzmana danışabilmeli ve danıştıkları uzmana konu hakkında akıllarına gelen bütün soruları sorabilmelidirler. Ama asla kendi başlarına tanı koymamalıdırlar. DEHB’nun belirtilerinin anne babalar ve eğitimciler açısından bilinmesinde yarar vardır. Bu belirtiler, temelde üç grup altında toplanabilir:

A) Aşırı Hareketlilik:
1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
2. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır. (Ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir.)
4. Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.
6. Çoğu zaman çok konuşur.

B) Dürtüsellik:
1. Çoğu zaman sorulan soruların soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.
2. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
3. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.(Örneğin başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokar.)

C) Dikkat Eksikliği:
1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.
2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
3. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.
4. Çoğu zaman yönergeleri izlemek ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevleri tamamlayamaz.
5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
6. Çoğu zaman sürekli mental(zeka) çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.
7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder. (Örneğin oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç-gereçler)
8. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.
9. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.

Bu belirtilerin ev ve okul gibi iki ortamda gözlenmesi gereklidir. Hiperaktivite tanısının konabilmesi için; bunlara ek olarak, bu belirtilerden en az 6 tanesinin, en az 6 ay boyunca görülüyor olması, 7 yaşından önce çıkması, bozulmaların 2 ya da daha fazla ortamda görülmesi ve sosyal, akademik ya da mesleki faaliyetlerinde önemli bozuklukların olması gereklidir.
DEHB’nun basit ve tek bir tedavisi yoktur. Birçok uzmanın işbirliği ile tedavinin sürmesi gerekmektedir. Tıbbi tedavi, anne-baba eğitimi,psikolojik danışmanlık, özel eğitim ve diyet uygulamaları başlıca tedavi yöntemleri arasındadır. 
DEHB tanısı konulan çocuklar, bu bozukluğun semptomları nedeniyle, okul çağında tek başına kümülatif, örgün eğitimden yeterince verim alamazlar. Yapılandırılmış ortamlarda, kendi özelliklerine ve kapasitelerine uygun, bireyselleştirilmiş eğitim programları kullanılarak, özel eğitim desteğine ihtiyaçları vardır.

            Tıbbi tedavi, psikolojik destek ve akademik desteğe aile desteği de eklenmelidir.

  • Aile, çocuğa karşı ‘yaramaz’ ya da ‘tembel’ yargılarından kesinlikle uzak durmalıdır.
  • Davranış değiştirme tekniği olarak sürekli ceza uygulamasından kaçınılmalı, ödüllendirme tercih edilmelidir.
  • Ceza verilmesinin kaçınılmaz olduğu durumlarda verilen cezanın çocuğun kendisiyle değil, yaptığı davranışla ilgili olduğu vurgulanmalı, bu cezanın anne-babanın çocuklarına olan sevgilerini asla değiştirmeyeceği, belirtilmelidir.
  • Çocuk, koşulsuz sevildiğini bilmelidir.
  • Çocuk hareket edebileceği, enerjisini harcayabileceği sportif ve kültürel etkinliklere yönlendirilmelidir.(Çocuğun ilgi ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır.)
  • Çocuğa basit ve başarabileceği sorumluluklar verilmeli, bu sorumlulukları yerine getirdiğinde de takdir edilmelidir.
  • Çocukla kısa, net ve açık ifadelerle konuşulmalıdır.
  • Kurallar ve yasaklar belirlenirken, çocuğun özellikleri göz önünde bulundurulmalı, gerçekçi, sabırlı, kararlı ve tutarlı davranılmalıdır.
Aileler, çocukla sağlıklı bir iletişim kurabilmek için uzmanlardan yardım almalı, yanlış ve hatalı tutumları bırakmalı, çocuklarını olduğu gibi kabul etmeli, okul ile işbirliği içinde hareket etmelidirler.

Kendini gerçekleştirebilen bireylerin yetiştirilmesi dileğiyle…
Psikolog T.Batu AKSU 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Görüş fikir soru ve yorumlarınızı bekliyoruz...