Kanser ve Beslenme

Geçenlerde Woody Allen'ın bir sözünü internette okudum. "
Dünyanın en güzel cümlesi 'seni seviyorum' değil. 'Tümörünüz iyi huylu çıktı' 'dır." Bence de öyle ama olanla da barışık olmak gerektiğini düşünenlerdenim. Kabullenmek, kanseri yenmenin %60'ıdır bence. 
Bu hastalıkla mücadeleye başlayan herkesin, başlıca bilmesi gereken şey;kulaktan dolma bilgiye itibar etmemektir. Bunu tedavi esnasında doktorlar da sık sık söylemektedirler. Pek çok hastanın bilinçsizce kullandığı bitki karışımları tedaviyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yüzden, işin ehli olan kurumların, bilimsel araştırmaları sonucunda elde edilen verilere göre davranmakta büyük fayda var. Ben de önceki yazılarımda olduğu gibi, zaman zaman bu yöndeki araştırmaları sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bugün Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığının yayınladığı, "Kanserde Beslenme" başlıklı yazısından bahsetmek istiyorum.
Bahsettiğim yazıda aslında kanser olmadan önce ve tedavi sürecinin bitişinden sonra nasıl beslenilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Yani, aklın yolu birdir, diyerek tedavi sürecinde nasıl beslenilmesi gerektiği ile ilgili her hangi bir şey bulunmamaktadır. Çünkü, her kanser türüne gerekli beslenme şekli, değişiklik göstermektedir. Bu konuda da sadece doktorunuz yönlendirme yapabilir.

Yazıya göre;
Doymuş yağ oranı yüksek olduğundan, çok miktarda alınan hayvansal proteinin kanser ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ancak dikkat etmeniz gereken kısım ise; çok miktarda alınan, doymuş yağ oranı yüksek gıdaların, kansere kesinlikle neden olduğunun ispatlanamamış olmasıdır. Bu nedenledir ki; yağ içeriği çok olan et ve işlenmiş etler (sucuk, pastırma vb..) yerine balık ve tavuk gibi etler tercih edilmelidir. Tabii bunlar da bol yağlı pişirilmemek kaydı ile tüketilmeli, özellikle et yemeklerini sadece etin yağı ile pişirilmelidir. Mangalda pişen et kömüre yakın olduğundan kanser riskini arttırmasının yanında, kızartma, tütsüleme, közleme ve kavurma gibi pişirme yöntemlerini de risk arttıran faktörler arasında sayabiliriz. Bu yöntemler yerine, fırında ya da haşlama yöntemini tercih etmeliyiz. Fazla tüketilen yağ; meme, testis, rahim, prostat, kolorektal ve yumurtalık kanserinin riskini arttırmaktadır.
Posalı yiyecekleri tüketerek bağırsakların çalışmasını sağlayabiliriz. Bu durum ise kolon-rektum kanserlerinin oluşumunu engellemiş olacaktır. Yani ömrümüz boyunca beslenme şeklimiz ileride başımıza gelebilecek pek çok hastalığı ya engelleyecek ya da oluşumunu sağlayacaktır. Bu nedenledir ki; küçük yaştaki çocuklarımız da dahil olmak üzere, beslenme alışkanlıklarımızı hem lezzetli hem de sağlıklı yapabiliriz. Bunu bir rutine oturtabilirsek hastalık risklerimiz azalacak ve kaliteli bir yaşam sürebilme ihtimalimiz oldukça yüksek olacaktır. Vitaminli yiyecekler de bu sağlığı yakalamamızda büyük rol oynamaktadırlar. Günlük alınması gereken vitaminlerin az alınması, kanser oluşumunu tetiklemektedir. Ancak mineraller için tam olarak bunları söyleyemeyeceğim. Çünkü minerallerin bazıları kanseri önlerken, bazıları da tetiklemektedir. Nikel, asbest (amyant), arsenik, kurşun, kadminyum kansere neden olan minerallerdir. İyot, kalsiyum, çinko, demir ve molibden ise kanserden koruyan minerallerden sadece bazılarıdır.
Tüm bu beslenme yöntemlerinin yanı sıra, yaşam kalitemizi yükselmek ve sağlıklı olmak için hareketli bir yaşama da ihtiyacımız olmaktadır. E ne de olsa, işleyen demir paslanmaz :) Kilomuzu olması gereken aralıkta muhafaza etmek oldukça önemli. Çünkü istatistiklere göre; şişman olan kişilerin kansere yakalanma riski daha fazladır. Kilo kontrolü ile birlikte, sigara ve alkol tüketiminin ayrı ayrı ya da beraber tüketiminin olmaması gerekmektedir.


Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığının bu yayını için kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Elinize, emeğinize sağlık. Bizlerle, kanser konusunda kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel ve araştırmalar sonucu elde edilmiş bilgileri buluşturduğunuz için  tekrar teşekkür ederim.

Kendinize kaliteli bir hayatı sunarak, bu güzel hayatı kendinize hediye etmeye ne dersiniz?





İlgili yazılar
Kanserle Tanışma
Kanserle İlk Gün
Nasıl Söylesem
Beyin Tümörü ve Tedavi Süreci Psikolojisi
Kanserli Hastalara Nasıl Davranılmalıdır?
Kanserle Mutlu Olmanın Yolları
Kanserli Hasta Yakınının Mutluluğu
Mantarla Kanser Tedavisi
Lösemi, İlik Nakli ve Dahası




Not: Yukarıda verilen tüm bilgiler tamamen şahsi kanaatlerdir. İlgili konularla alakalı tüm bilgiler için bir uzmana danışınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Görüş fikir soru ve yorumlarınızı bekliyoruz...